‘Altın’dan daha değerli fındık tehlikede

Giresun’un büyük bölümü maden sahası ilan edilirken, 12 bin hektarı aşan alan şirketlere devredildi. Süreç yalnızca çevreyi değil, fındık üretimine dayalı ekonomik yapıyı da doğrudan etkiliyor.

Giresun’un yüzde 85’i madenciliğe açıldı. 12 bin hektarı aşan alan şirketlere devredildi.

Giresun’da son dönemde yürütülen madencilik ihaleleri ve ruhsatlandırma süreçleri, ilin büyük bölümünü kapsayan bir dönüşümü gündeme getirdi. Giresun Çevre Derneği’nin “Giresunlulara acil çağrıbaşlığıyla yaptığı açıklamaya göre ilin yaklaşık yüzde 85’i maden sahası ilan edildi, farklı ilçelerde toplam büyüklüğü 12 bin 512 hektarı aşan alan madencilik faaliyetlerine açıldı.

Giresun’un neredeyse tamamının madencilik faaliyetlerine açılmasıyla birlikte sadece çevre tahribatı yaşanmayacak. Aynı zamanda ekonomik yapı ve yaşam biçimi de zarara uğrayacak.

Giresun ekonomisinin temelini fındık üretimi oluşturuyor. Tarım arazilerinin en az yüzde 64’ünde fındık yetiştiriliyor, yaklaşık 100 bin kişi geçimini bu alandan sağlıyor. 2025 verilerine göre ilin ihracatı 1 milyar 3 milyon dolara ulaştı ve bu gelirin büyük bölümü fındıktan elde edildi.

Madencilik faaliyetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte tarım arazilerinde bozulma, su kaynaklarında kirlenme ve üretimde hem verim hem kalite kaybı riski gündeme geliyor. Bu durumun, doğrudan ekonomik bir kırılma yaratacağı ifade ediliyor.

Ruhsatlandırılan alanlar yalnızca boş arazilerden oluşmuyor. Köyler, yaylalar, meralar ve su havzaları da bu sahaların içinde yer alıyor.

Giresun merkez, Piraziz, Dereli, Bulancak ve Şebinkarahisar başta olmak üzere birçok ilçede toplam 38 köy ve yaylayı kapsayan alan şirketlere devredildi. Bazı sahaların 2000 hektarı aşan büyüklüklere ulaşması, müdahalenin geniş bir coğrafyaya yayılacağını gösteriyor.

Maden sahaları Lidya Madencilik, Gümüştaş Madencilik, Gençer Maden, Kar Mineral Madencilik ve MirYıldız Madencilik gibi şirketlere ihale edildi. Bu alanların önemli bir kısmı tarım alanları ve içme suyu kaynaklarıyla çakışıyor.

Projelerin büyük bölümü 4. grup madencilik faaliyetleri kapsamında yer alıyor.

Altın, gümüş ve polimetalik madenlerin çıkarıldığı bu süreçler; kazı, patlatma ve kimyasal ayrıştırma yöntemlerini içeriyor. Bu yöntemlerin ağır metallerin suya karışması ve toprak yapısının bozulması gibi ciddi riskler barındırdığı biliniyor.

Giresun’un yoğun yağış alan ve heyelan riski yüksek bir coğrafyada yer alması, bu riskleri daha da büyütüyor. Olası bir sızıntı ya da atık taşması durumunda kirliliğin dere yatakları boyunca yayılması ve geniş bir havzayı etkilemesi ihtimali bulunuyor.

Maden sahalarının önemli bir kısmı su kaynaklarının başlangıç noktalarında ve yüksek rakımlı yaylalarda yer alıyor. Bu durum yalnızca belirli bölgeleri değil, aşağı havzalardaki geniş tarım alanlarını da etkileyebilecek bir tablo ortaya çıkarıyor. Fındık bahçelerinin yanı sıra arıcılık, hayvancılık ve doğa turizmi gibi faaliyetler de bu süreçten doğrudan etkilenebilir.

Fındık üretiminde yaşanacak kalite kaybı, Türkiye’nin uluslararası pazardaki konumunu da zayıflatabilir. Bu durum ihracat gelirlerinde düşüşe ve üretici gelirlerinde gerilemeye yol açabilir. Ekonomisi büyük ölçüde tek bir ürüne bağlı olan Giresun için bu tablo, sistemik bir risk anlamına geliyor.

Giresun Çevre Derneği, sürece ilişkin yaptığı çağrıda mevcut uygulamaların bölgeye uzun vadeli bir katkı sunmadığı, aksine yerel kaynakların büyük ölçekli şirketlere aktarılması sonucunu doğurduğu ifade edildi. Giresun’da yaşanan gelişmeler, yalnızca bir çevre tartışması olarak değil, üretim modeli, kırsal yaşam ve ekonomik yapı açısından kapsamlı bir dönüşüm süreci olarak değerlendiriliyor.

Not: Haber fotoğrafı olarak Giresun’un Doğankent ilçesine bağlı Çatalağaç köyünde, Alagöz Madencilik’e ait maden sahasındaki atık havuzu kullanıldı. Geçtiğimiz yıl yoğun yağışlarda atık havuzu taşmış, tonlarca kirli suyun dere ve toprağa karıştığı iddia edilmişti.