Çanakkalelilerin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajının yakınına yapılacak altın madenine bilirkişiden olumsuz rapor geldi

Çanakkaleliler ilgili taraflarca açılan üç davada da yetkili idare mahkemelerince acilen yürütmeyi durdurma ve ardından ÇED olumlu kararının iptalini bekliyor.

Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı Atikhisar Barajı’nın orta ve uzun vadeli koruma alanında Koza Altın AŞ (Türk Altın İşletmeleri AŞ) tarafından açılmak istenen Altın-Gümüş Madeni Projesi için açılan davalar kapsamında yapılan bilirkişi keşif ve incelemesi raporu, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu’nun ne denli hata ve eksiklerle dolu olduğunu ve projede hiçbir kamu yararı olmadığını, projenin Atikhisar Barajı, orman ekosistemi, flora-fauna, yer altı suları için ne denli tehlike ve tehditler içerdiğini ortaya koydu.

Serçiler ile Terziler köyleri yakınlarında açılmak istenen ve “Karapınar Altın-Gümüş Madeni” olarak adlandırılan proje için 17 Eylül 2025 tarihinde, “ÇED OLUMLU” kararı verilmişti.  Sonrasında da bu kararın iptali için üç ayrı dava açılmıştı. Çanakkale Belediyesi’nin açtığı davaya Çevreci Belediyeler Birliği, TEMA ve 90 yurttaş müdahil olmuş; Ziraat Mühendisleri Odası’nın açtığı davaya İda Dayanışma Derneği müdahil olmuş ve bu davalar Çanakkale 1. İdare Mahkemesine düşmüştü.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ayvalık Tabiat Derneği, Burhaniye Çevre Platformu Derneği, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği, Ege Çevre ve Kültür Platformu Derneği, Bergama Çevre Platformu’nun açtığı ve Bergamalı yurttaşların da dâhil olduğu dava için de Çanakkale 2. İdare Mahkemesi yetkilendirilmişti. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Ekoloji Derneği’nin açtığı iki dava ise reddedilmişti.

Çanakkale 1. İdare Mahkemesinde açılan davalar kapsamında, 13 Şubat 2026 tarihinde bilirkişi keşif ve incelemesi kararı verildi. Çanakkale 2. İdare Mahkemesi ise kendine yönlendirilen dava için 1. İdare Mahkemesinde yapılacak keşfi bekletici neden yaptığı için bu derneklerin temsilcilerine ilgili keşifte söz hakkı tanınmamıştı.

Ziraat yüksek mühendisi, çevre yüksek mühendisi, iki orman yüksek mühendisi, meteoroloji mühendisi, jeoloji-hidrojeoloji mühendisi, maden mühendisi, iki harita mühendisinden oluşan 9 kişilik yetkilendirilmiş heyet; alanda ve ÇED Raporu’nda yaptığı inceleme sonucunda bilirkişi raporunu düzenleyerek mahkemeye sundu ve mahkeme raporu davacılara bildirdi.

Bilirkişi Raporu’nda, ÇED Raporu âdeta yerden yere vuruluyor.

Her mühendislik alanı için ayrı ayrı değerlendirmelerin yer aldığı Bilirkişi Raporu’nun sonuç bölümde aşağıdaki ifadeler yer alıyor:

“Koza Altın İşletmeleri Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan S:201001197 ruhsat numaralı “Altın-Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi Projesi” ile mezkûr ÇED Raporu ve yukarıdaki ilgili bölümlerde (meteorolojik etkiler dışında) belirtilen gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde; teknik bilgi ve tecrübe gerektiren uygulamalarda bilimsel yaklaşım hataları ve içeriğinde yetersizliklerin olduğu, niteliği itibariyle korumacı yaklaşımın sergilenmesi ve olası olumsuz etkilere karşı tedbirlerin alınması konusunda ciddiyetin korunması gerektiği kanun ve yönetmeliklerde açık olduğu hâlde koruma tedbirlerinin nasıl gerçekleştirileceği ile belirsizliklerin olması, içeriğinde sunulan konular ile ilgili değerlendirme ve tartışmaların yeterli ve usulüne uygun yapılmadığı ve ilgili mevzuata uygunluk hususunda eksikliklerin olduğu değerlendirilmiştir. Belirtilen gerekçeler uyarınca uygulanmasında kamu yararı olmadığı değerlendirilen anılan proje hakkında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca verilen ve 17/09/2025 tarihinde internet sitesinde yayımlanan “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararı ile ilgili işlemin iptal edilmesinin uygun olduğu değerlendirilmektedir. Takdiri ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmak üzere arz olunur.”

İncelenen projeyi uygun bulan tek bilirkişi heyeti üyesi, meteoroloji mühendisi olan üye oldu.

Jeoloji mühendisinin değerlendirmesinde aşağıdaki ifadeler dikkat çekiyor:

  • “Proje, yer altı suyu rejimini bozması, içme suyu havzası koruma alanında kalması ve kontrol edilemeyen kirlilik yayılımı riski nedeniyle 167 Sayılı Yer Altı Suları Kanunu’nun temel koruma ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.”.
  • “Projede sunulan teknik veriler ve jeolojik analizler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, projenin hayata geçirilmesinin son derece riskli olduğu ve çevresel güvenlik açısından dikkate alınması gereken ciddi jeolojik riskler barındırmaktadır. Ayrıca çok hareketli zemin (deprem riski), çok asidik kayaç (kimyasal risk), çok geçirimli yapı (su kirliliği) ve çok dik topoğrafyanın (heyelan riski) varlığı ve projenin jeolojik, teknik ve bilimsel eksiklikler içermesi nedeniyle uygulanmasını kısıtlamaktadır. Bu veriler ışığında, kamu yararı ve çevre sağlığı öncelikli kılındığında projenin iptal edilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.”
  • “Atikhisar Barajı’nın proje sahasına orta ve uzun mesafeli koruma alanları içerisinde yer aldığı dikkate alındığında, yer altı suyu ve yüzeysel akış süreçleri aracılığıyla kirletici taşınımı açısından etkilenme potansiyelinin bulunduğu, ancak bu etkileşimin ÇED Raporu’nda yeterli ve güvenilir bir şekilde ortaya konulmadığı görülmüştür.”

Bilirkişi Raporu’nda “fauna” ilgili aşağıdaki tespit de raporun ne denli özensiz, hatalı ve eksik hazırlandığını göstermektedir.

“Yine Atikhisar Barajı gibi önemli bir sulak alanda, gri balıkçıl ve pelikan dışındaki su kuşları için tespit dahi yapılmamıştır. Çeşitli kaynaklarda en az 40-50 su kuşunun yayılış gösterdiğinin bilindiği bu alanda, sadece iki türün tespit edilmesi de yine bu alanla ilgili gözlemlerin yetersiz olduğu sonucunu ortaya çıkarmaktadır.”

Bilirkişi Raporu’nun meteoroloji dışındaki tüm bölümleri; cevher yapısından dolayı asit maden drenajı olasılığı çok yüksek bu projenin ormanlar, tarım alanları, su varlıkları, biyoçeşitlilik açısından ciddi riskler oluşturduğunu ve bu alanda altın madenciliğinin yapılamayacağını ortaya koyuyor.

Çanakkaleliler, ilgili taraflarca açılan üç davada da yetkili idare mahkemelerince acilen “yürütmeyi durdurma” kararı alınmasını ve akabinde “ÇED Olumlu kararının iptali” doğrultusunda nihai karar verilmesini beklemektedir.