Hüseyin Erdağ

Demirci/ Manisa'da 1955 yılında doğdu. 1980 yılında Eskişehir Kimya Mühendisliğinden mezun olduktan sonra 40 yıl mühendislik ve yöneticilik yaptı. Bu süre içinde resim sanatından ayrı kalmadı. 1995 ve 2005 yılları arasında Ressam-Heykeltıraş Yaşar Ali Güneş atölyesine katıldı. Türkiye'de ve yurt dışında pek çok kişisel sergi açtı ve karma resim sergilerinde eserleri yer aldı. 2011 yılından bu yana da kendi resim atölyesinde faaliyetlerini sürdürüyor.

Renklerin sesini duyan adam: Kandinsky ile sıra dışı bir senfoni

Merhaba sanatsever dostlarım! Dünyayı herkes gibi görmek sıradan bir gerçekliktir. Ama onu tüm duyularla hissetmek ve o hissi tuvale aktarmak? İşte o tamamen başka bir boyut. Sanat tarihi; bizim baktığımızda sadece boş bir duvar ya da düz bir renk gördüğümüz yerlerde gizli enerjileri, kuantum frekanslarını ve tinsel sesleri deneyimleyen sıra dışı zihinlerle doludur. Peki, bu…

Read More

Tuvalin ötesindeki sonsuz döngü

Atölyenin kapısını kapatıp o devasa, bembeyaz tuvalle baş başa kaldığımızda, içeride aslında kaç kişiyiz? Sadece “şu anki” biz miyiz, yoksa ruhumuzun yüzyıllardır taşıdığı o eski dostlar, karmik bağlar ve yaşanmışlıklar da bizimle mi dikiliyor o beyazlığın karşısında? Her yeni tuval, aslında sıfırdan başlayan bir hikâye değil; ruhun zamansız yolculuğunda yeni bir sayfa, bir hatırlama anı….

Read More

O AN: Kuantum boşluğundan tuvale

Geçmişin sanat eseri, sanatçının ruhundaki “O An” geldiğinde ortaya çıkan fırtınanın, tek bir fırça darbesiyle veya bir mısrayla somutlaşmış haliydi. Bugün ise büyük ekiplerle, ekipmanlarla, karmaşık yazılımlarla ve devasa bütçelerle üretilen bu teknolojik yaratımlar, görsel olarak büyüleyici olsa da duygu yoğunluğu bakımından genellikle sığ kalıyor. Hayatımda o anlar o kadar çok ki; aslında herkese, hatta…

Read More

Engelleri aşarak iz bırakanlar

Vincent Van Gogh neden kulağını kesecek kadar derin bir ruhsal çöküş içindeyken boyalarına sarılıyordu? Ludwig Van Beethoven, mutlak sessizliğe mahkûm bir sağırlıkla, devasa senfonileri hangi “duymayan” kulakla besteliyordu? Ya da Frida Kahlo, kırık bir omurga ve bitmek bilmeyen ameliyatların gölgesinde, neden yatağının tavanına astığı aynaya bakıp kendini resmetmekte ısrarcıydı? Bu soruların cevabı sadece “azim” kelimesiyle…

Read More